Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Ağustos 2025 › 2024/13875 E., 2025/247 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/13875 E., 2025/247 K. (01.08.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13875
Karar No
2025/247
Karar Tarihi
01.08.2025
Konu
Tazminat, Kıdem Tazminatı

10. Hukuk Dairesi 2024/13875 E. , 2025/247 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/12 E., 2024/18 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2014/639 E., 2024/451 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkim ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili özetle; mmüvekkilinin davalı işyerinde çalışmakta iken 07.07.2007 tarihinde iş kazası geçirerek yaralandığını, kaza nedeni ile %35,2 oranında meslekte kazanma gücünü yitirdiğini, Eskişehir 1. İş Mahkemesinin 2011/1275- 2013/1128 E.K sayılı maddi ve manevi tazminat talepli davasının lehe sonuçlanarak 12.12.2013 tarihinde kesinleştiğini; ancak davacının maluliyet oranında artış olduğunu Sağlık Bakanlığı'nın 14.06.2013 tarihli raporu ile maluliyetinin %54'e yükseldiğini, artan engellilik oranına göre hak kazandığı maddi ve manevi tazminat miktarının da arttığını iddia ile 438.526,20 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminatın 14.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili özetle; davacının bu davanın açılmasından önce Eskişehir 1. İş Mahkemesinin 2011/1275 E.-2013/1128 K. sayılı dosyasında maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğunu, kesinleşen mahkeme kararı doğrultusunda davacıya 201.455,25 TL tazminat ödemesi yapıldığını, bu nedenle davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını, tüm taleplere karşı zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının maluliyetinin artmasına kendi kusurlu davranışlarının neden olduğunu, artan maluliyet oranıyla müvekkili arasında bir bağlantı kurulamayacağını, illiyet bağının bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "...Mahkememizin kesinleşen 2011/1275 Esas 2013/1128 Karar sayılı dosyası doğrultusunda davacı işçinin % 40 oranında kusurlu olduğu ve davalının % 60 kusur durumunun bulunduğu yine kesinleşen Eskişehir 2. İş Mahkemesi 2022/60 Esas sayılı dosyasında kesinleşen %45,2 maluliyet oranına göre davacıya ödenmesi gereken maddi tazminat miktarının 438.526,20 TL olduğu görülmüş ve bu miktar hüküm altına alınmıştır..." gerekçesiyle davanın kabulü ile 438.526,20TL maddi tazminat alacağının 14.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 30.000,00 TL manevi tazminat alacağının 14.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafınan istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Eskişehir 1. İş Mahkemesinin 2011/1275 E. 2013/1128 K. sayılı dosyasında Kurum tarafından maluliyet oranın %35,2 olarak belirlendiğini, kontrol gerekmez kaydı bulunup, kesinleşen oran nazara alındığında davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek ve tüm yazılı itiraz ve talepleri saklı kalmak kaydıyla tüm taleplerin zamanaşamına uğradığını, davacının daha önce 05.08.2011 tarihinde Eskişehir 1. İş Mahkemesi 2011/1275 E. 2013/1128 K. sayılı açtığı davada %35,2 malul kaldığı sabit olduğundan davanın kısmen kabulü ile 65.739,66 TL maddi ve 35.000 TL manevi tazminatın tahsiline kaza tarihinden itibaren hükmedildiğini, kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2014/1770 E. 2014/8406 K. sayılı ilamı ile kesinleştiğini, davacının tekrar maluliyetin arttığını ileri süremeyeceğini, önceki dosyada ıslahında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığını, tekrar dava açamayacağını, kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini; Yargıtay ilamı ile kesinleşen davada Eskişehir 2. İcra Dairesi 2014/70 esas sayılı dosyasında başlatılan takipte 14.05.2014 tarihi itibariyle 201.455,25 TL davalı şirket tarafından ödeme yapıldığını, davacının alacağı kalmadığını, kabul anlamına gelmemek ve tüm itirazları saklı kalmak kaydıyla, iddia edildiği gibi bir maluliyet artışı olduğu varsayımında dahi bunun nedenlerinin ortaya konulması, davacının yapması gerektiği halde ihmal ettiği ya da yapmaması gerektiği halde yaptığı hareket ve işler ile alması gerekli ilaçları düzenli kullanıp kullanmadığı gibi bir çok nedenlerle davacının kusur ve ihmalinin maluliyet artışına etkisinin ortaya konulması gerekiği halde bu yöndeki itirazlarının dikkate alınmadığını; yönetmeliğin 6. maddesi 3/a bendi gereği değerlendirme yapılması gerektiğini ve davacının kusur ya da ihmalinden söz edilemeyeceğinden illiyet bağının kesilmiş olacağını; Yargıtay ilamı ile kesinleşen dosyada belirttikleri üzere davacının altı yaşında geçindiği kaza ve ameliyat sonrası sağ dirseğinde kireçlenme ve hareket kısıtlılığı tespiti olduğunu, bu durumun maluliyet oranına etki edebilecek nitelikte olduğunu; davacının davalı iş yerinden ayrıldıktan sekiz yıl sonra son raporunun düzenlendiği, davacının bu arada çalıştığı iş yerlerindeki çalışma koşulları ve pozisyonlarının araştırılmadığını; hesap raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını; davacının kaynakçı olarak asgari ücretle çalıştığını, asgari ücretin 2.14 katı ücret almasının mümkün olmadığını, ihtirazi kayıtsız imzalı bordroların dikkate alınmadığını; davacının kıdem tazminatının asgari ücretten hesaplanmasına bir itirazı olmadığını; maluliyet artışına göre hesaplama yapılması gerektiği varsayımında dahi daha önce icra dosyasında ödenen 201.455,25 TL ödemenin Yargıtay içtihatları uyarınca enflasyon, üretici ve tüketici fiyatları endeksleri, döviz ve altın kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs. ortalamaları esas alınarak yeniden değerlemesi yapılmak suretiyle olası zarardan mahsubu gerektiğini, davacı tarafça kök hesap raporuna itiraz edilmediğinden ek raporda davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın gözetilmemesinin ve itirazları nazara alınmadan hüküm tarihine en yakın asgari ücretin esas alınmasının hatalı olduğunu; manevi tazminatın bölünemeyeceğini ve ikinci kez dava konusu edilemeyeceğini, davacının kesinleşen davada manevi tazminat talep ettiğini, davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti ile yargılama harç ve giderleri yönünden de kararın açıkça hukuka aykırı olduğunu ve kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan fark sürekli iş göremezlik oranı nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacının davalıya ait işyerinde çalışmakta iken 07.07.2007 tarihinde iş kazası geçirdiği, bu kazadan dolayı ilk olarak aynı davalıya karşı 2011 yılında bir dava açtığı, bu kazadan dolayı %35,2 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığını ileri sürerek 65.739,66 TL maddi, 60.000,00 TL manevi tazminat talep ettiği, dosya kapsamına giren Kurum Sağlık Kurulu tespit kararına göre davacının sürekli iş göremezlik oranının %35,2 olduğu, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 10..10.2017 tarihli raporu ile sigortalının meslekte kazanma gücü kaybı oranının %35,2 olduğunun tespit edildiği, davalı işverenin davacının tespit edilen sürekli iş göremezlik oranına itiraz ettiği, o ilk dosyaya bakan mahkemece kusurun %40 davacıi %60 davalı, sürekli iş göremezlik oranının %35,2 kabul ederek ve gerekçeli kararda davacının bu kaza dolayısıyla %35,2 oranında sürekli iş göremez duruma geldiği açıkça belirtilerek davacı lehine 65.739,66 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, işbu dava açıldıktan sonra Adli Tıp 3.İhtisas Kurulundan alınan raporda sürekli iş göremezlik oranının %46,2 olduğunun belirlendiği, bu oranının belirlenmesinden sonra davacının Kuruma %46,2 oranı üzerinden gelir bağlanması için başvurduğu ancak başvurusunun reddedildiği, anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294/1. maddesinde mahkemelerin usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdireceği belirtilmektedir. Bilindiği gibi, hakimin davadan el çekmesini gerektiren, davayı sonuçlandıran kararlarına nihai kararlar denilmektedir. Nihai kararlar, usule ilişkin nihai kararlar veya esasa ilişkin nihai kararlar (hükümler) olmak üzere ikiye ayrılır. Usule ilişkin nihai kararlar, davanın esasıyla ilgili olmayan kararlar olup, başka bir ifade ile mahkemenin maddi hukuk bakımından değil de usul hukuku bakımından verdiği kararlardır (Pekcanıtez, .../Atalay, .../Özekes, ...: Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011, s.540). Bu nedenle, mahkemece verilen görevsizlik, yetkisizlik, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararlar usule ilişkin nihai kararlar olduğu gibi, dava şartı yokluğu nedeni ile verilen, usulden ret kararları (HMK m.115/2) da, usule ilişkin nihai kararlardır. Esasa ilişkin kararlar ise, hakimin uyuşmazlığın esasını inceleyerek verdiği kararlardır(HMK m. 294/1). Yani davada ileri sürülen taleplerin maddi hukuk açısından incelenerek esas bakımından kabul veya reddine ya da kısmen kabul ve kısmen reddine ilişkin kararlardır(Pekcanıtez/Atalay/Özekes: age., s.540). Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki:Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005). Somut olaya geldiğimizde Eskişehir 1. İş Mahkemesine ait 2011/1275 Esas, 2013/1128 Karar sayılı dava dosyasında davacının 07.07.2007 tarihinde geçirdiği iş kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik oranının %35,2 olduğu kesinleşmiştir, bu nedenle fark sürekli iş göremezlik oranı nedeniyle açılan eldeki davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde; davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. Mahkemece yapılacak iş, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f941efc5bc5c9636 9d938a55ee935981

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Ağustos 2025 kararlarının tamamı