Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/13073 E., 2025/3242 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/13073 E., 2025/3242 K. (04.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13073
Karar No
2025/3242
Karar Tarihi
04.03.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/13073 E. , 2025/3242 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 19.02.2011-30.10.2012 tarihleri arasında davalı şirkette marangoz ustası (sahuna) olarak çalıştığını, sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden ödendiğini, emekli olduğunda, asgari ücret üzerinden prim yatırılmasından dolayı düşük emekli maaşı bağlandığını, iş akdinin davalı tarafından haksız olarak feshedilmesi nedeniyle Ankara 18. İş Mahkemesinin 2012/1014 E. sayılı dosyasına kayden açılan işçilik alacakları davasınında tazminatlarının aylık 1.316,40 TL brüt ücret üzerinden hesaplandığını, davalı iş yerinde çalışırken 2012 yılı 10. ayında aylık 1.600,00 TL maaş aldığını ileri sürerek, davacının davalı şirkette 19.02.2011–30.10.2012 tarihleri arasında asgari ücretten fazla ücret ile çalıştığının tespitine ve eksik sigorta primlerinin tamamlattırılmasına karar verilmesini istemiş, 14.09.2017 tarihli celsede; dava dilekçesinin sonuç bölümünde tespitini istedikleri süreleri bildirdiklerini, açıklama ve konu bölümünde sehven yanlış bildirdiklerini belirterek davacının davalı iş yerinde 19.02.2001–30.10.2012 tarihleri arasındaki prime esas gerçek ücretlerinin tespitini istemiştir. II.CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacının davalı şirkette 19.02.2001-30.01.2012 tarihleri arasında marangoz olarak çalıştığını, primlerinin eksiksiz olarak Kuruma yatırıldığını, Ankara 18. İş Mahkemesinin 2012/1014 E. sayılı dosyasında işçilik alacaklarının tahsiline ilişkin davadaki hesaplamaların, çelişkili tanık beyanları yerine Ticaret Odasından gelen emsal ücretlere dayandırıldığını, Mahkeme kararının Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, davacı iddialarının somut ve yazılı belgeye dayanmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, çalışanların prim ödeme gün sayıları ile sigorta primlerini gösteren kayıt ve belgelerin Kuruma bildirilme yükümlülüğünün işverene ait olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının, davalı şirkete ait 2.1623.01.01.1072540.006.02-79 sicil numaralı iş yerinden 2012/10. dönemde brüt 1.362,16 TL kazancının Kuruma eksik bildirildiğinin tespitine, davacının fazlaya ilişkin tüm taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı verildiğini, Kurum işlemlerinde herhangi bir hata bulunmadığını, ücret iddialarının yazılı delillerle kanıtlanması gerektiğini belirterek, eksik inceleme sonucu verilen kararın temyizen bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, sigorta primine esas gerçek ücretlerin tespitine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6925023e1398ac4d fcc032f134dbda32

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı