Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/12370 E., 2025/2256 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/12370 E., 2025/2256 K. (17.02.2025) – Miras

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12370
Karar No
2025/2256
Karar Tarihi
17.02.2025
Konu
Miras

10. Hukuk Dairesi 2024/12370 E. , 2025/2256 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1484 E., 2024/1295 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2008/36 E., 2024/100 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım mirasçılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... Park ve Bahçeler Müdürlüğünde 05.10.1994-10.05.2005 tarihlerinde çalıştığını, çalışmasının Kuruma bildirilmediğini belirterek hizmet akdiyle çalıştığının tespitini talep etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle, Belediye bünyesinde Park ve Bahçeler Müdürlüğü bulunmadığı gibi personel kayıtlarında bu isme rastlanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle, bildirimlerin eksiksiz yapıldığını, davacının ... 30. Kısım Parklarının park bekçisi olarak ve aylık 417.65 TL brüt ücretle 26.01.2004 tarihinde işe başladığını, sigortaya bildiriminin yapıldığını, davalının aldığı ihalenin süreli olduğunu, 2005 yılı için başka bir firmaya verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 3.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile HMK'nın 150/5 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına, esasın bu şekilde kapatılmasına karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Sebepleri İlk Derece Mahkemesi kararına karşı bir kısım mirasçılar vekili, davacının vefatı sonrasında bir kısım mirasçıların vekaletname vermemesi ve mirasçılar arasında anlaşmazlık bulunması nedeniyle ...'nın tereke temsilcisi olarak atandığı, tereke temsilcisine çıkarılan tebligatın "muhataba ulaşılamaması" gerekçesi ile usulsüz bir şekilde 21'e göre tebliğ edildiği, tereke temsilcisine usulüne uygun tebligat yapılmadığı, taraf teşkili sağlanmaksızın yargılamaya devam olunduğu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. B.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile HMK'nın 352. maddesi gereğince davacının bir kısım mirasçıları (..., ..., ..., ..., ..., ..., ...) vekilinin istinaf başvurusunun Usulden Reddine karar vermiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, gerekçeli kararın tereke temsilcisine usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğine, bir kısım mirasçılar vekilinin istinaf kanun yoluna başvuruda bulunup bulunamayacağına ilişkindir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Bir kısım mirasçılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; tereke temsilcisine çıkarılan tebligat "Muhataba Ulaşılamaması" gerekçesi ile usulsüz bir şekilde 21'e göre tebliğ edilmiş olup bu nedenle taraf teşkili halihazırda dahi sağlanamadığı, usulsüz tebligat nedeniyle taraf teşkili sağlanamadığı ve bu şekilde yargılamaya devam edilerek, usule aykırı bir hüküm tesis edildiği ileri sürerek iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla bir kısım mirasçılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına, Üye ...'ın muhalefetine karşı Başkan ... ve Üyeler ..., ..., ...'ün oyları ve oy çokluğuyla 17.02.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY

I. TEMEL UYUŞMAZLIK 1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, hizmet tespiti olarak açılan davada, davanın takip edilmemesi halinde aynı kanunun 150. Maddesi uyarınca açılmamış sayılma kararı verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. 2. İlk derece mahkemesince “ hizmet tespiti istenen sigortalının yargılama sırasında ölmesi ve terekesine temsilci atanması üzerine, tereke temsilcisi tarafından davanın ikinci kez takipsiz bırakıldığı gerekçesi ile ...nun 150/5 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına" dair verilen kararın davalı işveren vekili tarafından temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile kararın onanmasına karar verilmiştir.

II. KARŞI OY GEREKÇELERİ 3. Anayasasının 12. maddesine göre; "Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir” 60.maddede ise, "Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir" hükmüne yer verilmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirilecek olursa, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve feragat edilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. 4. Diğer taraftan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 92. maddesinde de bu ilke aynen benimsenerek, çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olduğu, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, sigortalılık hakkından feragat edilemez. Sigortalılık hakkı zorunlu olduğundan bu hak üzerinde kişi tasarrufta bulunamaz. 5. Kamu düzenini ilgilendiren sigortalılık hakkını içeren tespit davalarında hâkimin feragat nedeniyle davayı reddetmeyip delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Zira hizmet ve prime esas kazanç tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. 6. Anayasanın 60/2 maddesi uyarınca da “Devlet, sosyal güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri almak ve teşkilatı kurmak zorundadır”. O halde devlet sigortalıların sosyal güvenlik haklarını korumak için önlemler almak zorundadır. 7. Sosyal güvenliğin finansmanı genel olarak dünyada işçi, işveren ve devletten tahsil edilen prim veya katkı payları ile sağlanmaktadır. Sosyal güvenlikte prim, işçi ve işverenden tahsil edilen ve genelde hak edilen ücretin belli bir oranı üzerinde alınan bir finansman kaynağıdır. Sosyal sigorta primi, kanunun kendilerine karşı güvence sağladığı sosyal risklerden birinin gerçekleşmesi halinde yapılacak sigorta yardımları ile kurum giderlerinin karşılığı olarak kanuna göre belirlenen oranlar üzerinden sigortalının kazancından bir meblağ üzerinden alınan parayı ifade eder. 5510 sayılı Kanunun 79. Maddesi uyarınca prim gelirleri iki alanda kullanılmalıdır. Bu düzenleme emredici bir kuraldır. Buna göre prim gelirleri; a) Sigorta kollarının gerektirdiği yardım ve ödemeler ile B) Kurumun yönetim giderlerinde kullanılmalıdır(Güzel/Okur/Caniklioğlu. Sosyal Güvenlik Hukuku. Yenilenmiş 17. Bası. s: 226). Bu nedenle prim alacağı kamu alacağıdır. Sigortalı hizmet tespiti davasının açılması ile Sosyal Sigortalar Kurumu bir çalışma ilişkisinden haberdar olacak, gerektiğinde müfettiş incelemesi yaparak resen prim tahakkuk ettirip, tahsil edecektir. Görüldüğü gibi hizmet tespiti davaları kurumun hak alanını da doğrudan ilgilendirmektedir. 8. Her ne kadar gerek 6552 ve gerekse 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nda “Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında ferî müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilir. Kurum, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür(Madde 4/2)” hükmüne yer vermiş ise de aslında olması gereken hak alanını da ilgilendirip sigortalının sosyal güvenlik hakkını korumak olduğundan ve resen de 5510 sayılı kanun kapsamında hizmet tespiti yapabileceğinden, burada asli müdahil sıfatı ile sigortalı yanında yer alması gerekir. Zira sonuçta hizmet tespiti ile birlikte alınacak prim alacağı kurum alacağı olacaktır.

III. SONUÇ: 9. Sonuç olarak hizmet tespiti davasında, vazgeçilmez sosyal güvenlik hakkı nedeni ile 6100 sayılı HMK.’un 307. Maddesi uyarınca davadan feragat olanaklı olmadığı gibi açılan davayı geri alma (HMK. 123) veya davanın takip edilmeyerek açılmamış sayılma (...150) olanağı da bulunmamaktadır. Zira hizmet tespit davası açıldıktan sonra bu dava üzerinde tasarruf edilemez. Kamu düzeni ve resen araştırma davası kapsamında olan bu tür dava artık sonuçlandırılması gereken bir davadır. Burada feri müdahil kurumun takip etmesi zorunluluk olduğu gibi delileri resen toplamak zorunda olan hakim de davayı sonuçlandırmalıdır. Aksi takdirde sosyal güvenlik hakkı üzerinde tasarruf yetkisi olmayan sigortalıya, davayı geri alma veya takipsiz bırakarak açılmamış sayılma yolu ile tasarruf da bulunma olanağı verilmiş olunacaktır ki bu sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldıracaktır. Feragat olanağı olmayan bir dava geri bırakılamayacağı gibi açıldığı anda da sigortalı gelsin veya gelmesin sonuçlandırılmalıdır. Diğer taraftan dosya incelendiğinde bazı mirasçıların vekil tuttuğu anlaşılmaktadır. Hizmet tespitinde hak sahibi olarak her mirasçı tek başına dava açabileceğinden vekil tutan mirasçılar için duruşma gününün vekile tebliği gerekirdi. Karar bu yönü ile de hukuki dinlenilme hakkının ihlalidir. Kararın bu gerekçeler ile bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, onama görüşüne katılınmamıştır.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı