Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/12114 E., 2025/2475 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/12114 E., 2025/2475 K. (19.02.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12114
Karar No
2025/2475
Karar Tarihi
19.02.2025
Konu
Tazminat, Kıdem Tazminatı

10. Hukuk Dairesi 2024/12114 E. , 2025/2475 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3149 E., 2024/1497 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/355 E., 2023/355 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirkette 20.10.1998 - 31.12.2012 tarihleri arası kesintisiz surette çalışmış olduğu halde Kuruma çalıştığı döneme ilişkin eksik ücret bildiriminde bulunulduğunu, davalı şirket ticaret sicilinden terkin edilmiş olup hakkında 27.11.2017 tarihinde İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1027 Esas sayılı dosyası ile ihya davası açıldığını, davacı ile davalı şirket arasında işçi alacaklarının tazmini konulu uyuşmazlığa ilişkin Anadolu 12. İş Mahkemesinde açılan 2015/383 E. nolu davada alınan bilirkişi raporunda müvekkilin kıdem tazminatına esas ücreti 2.547,39 TL olarak hesaplandığını, bu hesaplamanın eksik olarak yapıldığını, oysa davacının yurt dışı seferlerinde çalışan uzun yol tır şoförü olduğunu, davalı şirket yanında çalıştığı süre boyunca SGK'ya bildirilen prime esas ücretin çok üzerinde ücret aldığını, asıl ücretinin asgari ücret+harcırah şeklinde belirlendiğini, taşıdığı dorse başına 250 Euro harcırah aldığını ve ayda 3 dorse taşıdığını, davacının almış olduğu ortalama ücret 2.547,39 TL iken SGK'da prime esas olarak 1.050,00 TL gösterildiğini beyanla davalılar yanında 20.10.1998 - 31.12.2012 tarihleri arasında geçen hizmetleri yönünden eksik ücret yatırıldığının tespiti ile asgari ücret olan kayıtlarının, gerçek çalışma ücretlerine yükseltilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1- Davalı şirket adına tasfiye memuru ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, davacı tarafın şirket aleyhine açmış olduğu ve sonuçlanmış olan bir alacak davasının söz konusu olduğunu, davacının tüm haklarının ödendiğini ve buna ilişkin kayıtların da tasfiye dosyasında mevcut olduğunu, eksik prim ödendiği iddialarına da katılmadıklarını, dorse başına verilen ücretin harcırah olduğunu, Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere bu şekilde yapılan ödemenin ücret olarak değil harcırah olarak değerlendirilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir. 2- Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, davacının dava açılmadan önce Kuruma başvurusunun bulunmadığını, davacının işveren tarafından asgari ücretten daha yüksek bir ücretle çalıştırıldığını, fakat çalışmasının asgari ücret tutarı üzerinden gösterildiği iddiasının HMK’nın 200. maddesi gereği yazılı delil ile ispatı gerektiğini, davacının aldığını iddia ettiği ücret senetle ispat sınırının üzerinde olduğundan ve davacı tarafça davanın yazılı delil ile ispatlanamadığını, İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesinde açılan 2015/383 E. sayılı dosyasına konu müvekkili Kurumun taraf olmadığı işçilik alacaklarına ilişkin dava ile iş bu davanın yargılama usullerinin, ispat şartlarının farklı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içerisinde yazılı delil başlangıcı niteliğinde herhangi bir belge olmadığı, avalı tarafın ise tanık dinlenilmesine ilişkin bir muvafakati bulunmadığını, kesinleşmiş bir işçilik alacağı davasının da olmadığını, bu durumda davacı taraf iddiasını kanunun imkan verdiği şekilde ispat edemediği değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1- Davacının davalı şirkette çalıştığı döneme ilişkin eksik ücret bildiriminde bulunduğunu, davacının yurt dışı seferlerinde çalışan uzun yol tır şoförü olduğunu, çalıştığı süre boyunca SGK' ya bildirilen prime esas ücretin çok üzerinde ücret aldığını, müvekkilin asgari ücret+ harcırah şeklinde çalıştığını, taşıdığı dorse başına 250 Euro harcırah aldığını ve ayda 3 dorse taşıdığını, 2- İspat yükümlülüğü HMK’daki genel kurala uygun olarak, sigortalının üstünde olduğunu, bu davanın işverene karşı aciz durumda olan işçiyi koruma gayesi güderek, kamu düzenini ilgilendirdiği gerekçesiyle re’sen araştırma yükümlülüğü getirdiğini, bu sebeple işçinin, davasını mutlaka resmi belge ile ispatlamakla zorunluluğu bulunmadığını, tanık dahil her türlü delille davasını ispatlayabildiğini, 3- Müvekkilin asgari ücretle çalışmadığı mahkemece kabul edilmeli ve emsal ücret araştırması yapılarak, tanıkların dinlenmesi gerektiğini, 4- Ayrıca davalı aleyhine müvekkilim tarafından açılmış İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesinin 2015/383 esas sayılı dosyası ile işçilik alacağı talepli dava açıldığını, davada alınan bilirkişi raporu yerel mahkemeye sunulduğunu, bilirkişi raporunda "davacı ücretini tespit etmeye yarar bordro, banka kaydı, ödeme makbuzu ve benzeri belge dosyaya ibraz edilmediğinden, davacı tanık beyanlarına itibarla davacının asgari ücret + dorse başına 250,00 Euro karşılığının kabulü gerekir" denildiğini, İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesi' nin 2015/383 esas sayılı dosyasının sonucunun işbu dava dosyasının sonucunu etkileyeceği aşikar olduğunu, o sebeple bekletici mesele yapılmadan karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesinin 2015/383 Esas sayılı dosyasında alınmış olan ve Mahkemeye sunulan bilirkişi raporu yazılı delil başlangıcı teşkil ettiğini, bu sebeple delil başlangıcı olup olmadığı değerlendirilmeden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 20.10.1998 - 31.12.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin prime esas kazancının tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 0350aebc90422ac4 394acdee5d809fad

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı