Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/11200 E., 2025/5622 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/11200 E., 2025/5622 K. (14.04.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/11200
Karar No
2025/5622
Karar Tarihi
14.04.2025

10. Hukuk Dairesi 2024/11200 E. , 2025/5622 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/909 E., 2024/951 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/32 E., 2023/443 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine dair karar verilmiştir. Kararın, davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvuruların esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili özetle; davacının davalı iş yerinde 01.01.2001-30.03.2007 tarihleri arasında aralıksız olarak çalıştığını, ancak sigorta primlerinin eksik yatırıldığını, 2001, 2002 ve 2003 yıllının tamamı 1.080 gün, 2004 yılından 66 gün, 2006 yılından 210 gün, 2007 yılından ise 90 gün olmak üzere toplam 4 yıl 6 gün eksik bildirim bulunduğunu belirterek, toplam 1.446 gün hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı Kurum vekili; hak düşürücü süre yönünden davanın reddi gerektiğini, prim ödemesi yükümlülüğünün davalı işverende olduğunu, davacının çalışmaları bakımından Kurum kayıtlarının esas olduğunu, iddianın Kurum kayıtlarına eş değerde belgelerle kanıtlaması gerektiğinden davacının çalışma iddialarını salt tanık anlatımlarına dayalı olarak kanıtlamasına muvafakatlarının olmadığını, iş yerinin 506 sayılı Kurum kapsamına girip girmediğinin araştırılması gerektiğini beyan ederek, davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının davalı iş yerinde 2004 yılı 8. ayda 30 gün, 2004 yılı 12. ayda 30 gün, 31.05.2006-30.03.2007 tarihleri arasında tam zamanlı kesintisiz hizmet akdine tabi asgari ücret karşılığı çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kurum vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili; davanın tümden reddine dair karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (... Kuru-... Arslan-Ejder ..., Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder ( Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288).Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Şu halde yapılması gereken iş; anılan HGK kararı çerçevesinde, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmelidir. Dosya kapsamından; Mahkemece ... ... .... Ltd.Şti. hakkında hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. İnceleme konusu dosyada; davacı, 01.01.2001 tarihinden 30.03.2007'e kadar çalıştığının tespitini talep etmiş, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalılardan ...... Ltd.Şti.'nin ticaret sicil kaydı 03.02.2015 tarihinde TTK geçici 7. maddesine göre re'sen terkin edildiğinden Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.03.2023 tarihli kararı ile şirketin ihyasına karar verildiği, ihya edilen şirkete bir tasfiye memuru atanmadığı ve gerekçeli kararın şirketin ticaret sicilindeki eski adresine tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Somut dosyada; Ticaret Sicil Kaydı re'sen terkin edilen ve daha sonra ihyasına karar verilen davalı şirkete tasfiye memuru atanması gerekmektedir. İlgili şirkete tasfiye memuru atanması için davacı tarafa kesin süre verilmeli, elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! cf786f7aeb35e99a 013712be2026c8d8

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı