Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2024/1110 E., 2025/546 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/1110 E., 2025/546 K. (13.01.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1110
Karar No
2025/546
Karar Tarihi
13.01.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/1110 E. , 2025/546 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1622 E., 2023/2192 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/145 E., 2023/226 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 31.1.2015 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.00 TL maddi tazminatın olay tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir. Birleşen Zonguldak 3.İş Mahkemesinin 2019/452 Esas sayılı dosyası ile 103.656,78 TL maddi tazminatın ve 30.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden faizi ile tahsili talep edilmiştir. Birleşen Zonguldak 3.İş Mahkemesinin 2022/256 Esas sayılı dosyası ile davacı vekili fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 123.689,76 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Birleşen Zonguldak 3.İş Mahkemesinin 2023/19 Esas sayılı dosyasında 138.857,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden faizi ile tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini,olayda müvekkili Kurumun kusuru olmadığını, tamamen davacı işçinin kusurundan kaynaklandığını belirterek davanın usulden ve esastan reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacının iş kazası sonucu %18,00 maluliyeti nedeniyle hesaplanan ve talep edilen 334.699,91 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 31.01.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile davacının iş kazası sonucu %18,00 maluliyeti nedeniyle takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 31.01.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı kesinleşen Zonguldak 2.İş Mahkemesinin 2016/654 Esas sayılı dosyasına göre Mahkemece 10.05.2022 tarihli kusur raporuna itibarla hüküm kurulmasının yerinde görüldüğü, maddi tazminat miktarının tespiti açısından düzenlenen bilirkişi raporunda hesaplamalara esas alınan unsurlar,geçici iş görmezlik ödemesi ve ilk peşin sermaye değerinden kusur durumu dikkate alınarak rücu edilecek miktarın maddi zarardan düşülmesinin Yargıtay İçtihatlarına ve dosya kapsamına uygun olduğu, bu değerlendirmelere göre davacının maddi tazminata yönelik soyut istinaf nedenleri ve davalı tarafın hesaplamaya yönelik istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, ancak davacı tarafın, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı öncesi verilen 2016/681 Esas ve 2016/684 Karar sayılı ilamına dayanak 30.09.2019 tarihli hesap raporuna karşı somut bir itirazının bulunmadığı, bu rapora dayanarak birleşen 2019/452 Esas sayılı dosya ile maddi tazminat talebinde bulunduğu nazara alındığında davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak kapsamında bu raporda esas alınan bilinen/işlemiş dönemden sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerine göre tanzim edilen 01.02.2023 tarihli ek hesap raporuna göre davacının maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, kaldırma kararı sonrası alınan kusur raporuna göre 30.09.2019 tarihli hesap raporundaki diğer veriler sabit tutularak davacının talep edebileceği maddi tazminatın resen hesaplandığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin maddi tazminat yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın maddi tazminat yönünden kısmen kabulü kısmen reddi ile davacının iş kazası sonucu %18,00 maluliyeti nedeniyle hesaplanan ve talep edilen 68.426,59 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 31.01.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davanın manevi tazminat yönünden kabulü ile davacının iş kazası sonucu %18,00 maluliyeti nedeniyle takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 31.01.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkiline atfedilen %50 kusur oranını kabul etmediklerini, davacının kusuru olmadığını, davalının dava konusu iş kazasının meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunu, maddi zararların eksik hesaplandığını, davacının maddi zararlarının daha fazla olduğunu, kaldırma kararı öncesi ve sonra tüm raporlara itiraz ettiğini ve istinaf yoluna başvurduğunu, 30.09.2019 tarihli hesap raporuna açık itirazı bulunduğu sabit olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince itirazın soyut olduğu değerlendirilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu, asgari ücret değişikliği dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili Kuruma atfedilen kusur oranını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, dava konusu olayın kazalı işçinin kusuru sonucu meydana geldiğini, maddi tazminattan BK 52 gereğince hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, hesap raporunun hatalı olduğunu, zarardan tüm peşin sermaye değeri ve geçici iş göremezlik ödeneğinin tamamının düşülmesi gerektiğini, pasif dönem için zarar hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. 3. Görüldüğü üzere işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. madde de işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 5. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. 5. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 6. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. 7. Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının maden ocağında pano ayak üretim işçisi olarak çalıştığı, 31.1.2015 tarihinde tahkimat yenileme çalışması yapmak üzere görevlendirildiği, tahkimat çalışmaları sırasında tavanın hareketlenmesi sonrası tahkimatın kırılıp tavanın tahkimat malzemesiyle davacının üzerine düşmesi neticesinde yaralandığı, SGK denetim raporu ile olayın iş kazası olduğu, işverenin %90 , sigortalının %10 kusurlu olduğu tespitinin bildirildiği, aynı kazada yaralanan bir başka sigortalı tarafından açılan tazminat davasında işverenin %50, sigortalının %50 kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulduğu ve kararın kesinleştiği, eldeki dosyada alınan 19.06.2016 tarihli kusur raporunda, davalı TTK Genel Müdürlüğünün riskli olduğu görülen ayak kesiminde yeterli düzeyde önlem alınmasını sağlamadığı, görülen eksiklikleri gidermek üzere denetim ve gözetim görevini yerine getirmede yetersiz kaldığı gerekçesiyle %40 oranında, davacının, tavan güvenliğini almak üzere tahkimat üzerindeki boşluğu doldurmadan çalışmalarına devam ederek izledikleri tehlikeli davranışları nedeniyle güvenliklerinin risk altına girmesine yol açtığı gerekçesiyle %30 kusurlu olduğu, olayda %30 oranında kaçınılmazlık olduğu kanaatinin bildirildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra alınan 10.05.2022 tarihli kusur raporunda ise TTK Genel Müdürlüğünün %50, davacı ...'ün %50 oranında kusurlu olduğu, iş kazasının gerekli tedbirlerin alınması halinde önlenebilir bir kaza olduğu, bu nedenle kaçınılmazlık olmadığının belirtildiği, Mahkemece işbu raporda belirtilen kusur oranlarına itibar edilerek hüküm kurulduğu, ancak Mahkemece itibar edilen kusur raporunda olaydaki sorumluluk ve kusurların yeterince incelenmediği ve açıklanmadığı, çelişkilerin giderilmediği anlaşılmıştır. 8.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş; olayda kaçınılmazlığın bulunmadığı yönündeki belirleme isabetli olmakla beraber, hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının da araştırılarak irdelenmesi suretiyle ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, yukarıda bahsedilen kusur raporlarını düzenleyen heyetten farklı, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alarak; dosyada mevcut Kurumun tahkikat raporu ile Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı öncesi ve sonrasında alınan kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesini sağlamak, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit edip değerlendirerek, taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek sonucuna göre karar vermekten ibarettir. 9.Öte yandan, 30.09.2019 tarihli hesap raporunun davacı vekiline tebliği üzerine davacı vekili tarafından rapora itiraz süresi içinde 02.10.2019 tarihinde UYAP sistemine kaydedilen dilekçe ile "30.09.2019 tarihli bilirkişi raporundaki aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz. Müvekkilimin söz konusu iş kazası nedeniyle tespit edilen iş göremezlik maluliyeti sonucu daha fazla kazanç kayıpları bulunmaktadır" şeklinde itirazda bulunulduğu açık olmakla Bölge Adliye Mahkemesince 30.09.2019 tarihli hesap raporuna karşı somut itirazının bulunmadığı, bu nedenle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak nedeniyle bu raporda esas alınan bilinen dönemden sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişiklikleri dikkate alınmadan karar verilmesi gerektiği yönündeki gerekçe isabetli bulunmadığından, taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar ( bakiye ömür tespitinde esas alınan PMF 1931 yaşam tablosu ) dikkate alınarak 01.02.2023 tarihli hesap raporundaki verileri esas almak suretiyle yukarıda belirtilen şekilde tespit edilerek kusur oranı uygulanarak ve güncel asgari ücret değişiklikleri gözetilerek yöntemince hesap raporu alınmalı sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı