Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/10561 E., 2025/8629 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/10561 E., 2025/8629 K. (22.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/10561
Karar No
2025/8629
Karar Tarihi
22.05.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/10561 E. , 2025/8629 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2537 E., 2022/1882 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ereğli(Konya) 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2019/481 E., 2022/365 K. Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle sürekli iş göremez durumuna giren sigortalının maddi ve manevi tazminat istemli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince sulh olunması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle;müvekkilinin davalılar bünyesinde ... Çimento Fabrikasında 03.02.2014 tarihinde çalışmaya başladığı, 02.05.2014 tarihinde çalışırken, davalılara ait kule vincinin kancasının davacının sağ elinin üzerine düştüğü, olay nedeni ile sağ el parmaklarında his kaybı, uzuv zaafiyeti ve sağ elinde şekil bozukluğu meydana geldiği, sağ elinden %8,9 oranında engelli olduğunun tespit edildiğini belirterek, 1000,00 TL geçici iş göremezlik, 5000,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL tedavi gideri, 100,00 TL bakıcı gideri ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı .. Makine Sanayi Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde şirketlerinin kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı .... Havalandırma Tesisat Ltd. Şti. davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı sigorta şirketinin tüm maddi ve manevi zarara karşılık 241.386,02 TL ödeme yaptığı ve 03.02.2022 tarihli protokol imzalandığı, protokolün davalı ... Teknik Şirketi vekilince dosyaya sunulduğu, protokol uyarınca davacının, müteselsil borçlu olan davalı .. Teknik Şirketini ibra ettiği, HMK 313. maddesi gereğince taraflar arasında sulh sözleşmesi bulunduğu ödemelerin banka aracılığı ile yapıldığı belirtilerek esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili süresi içerisinde verdiği İstinaf dilekçesinde özetle; kusur oranı ve maluliyet oranı konusunda kesin fikir sahibi olmayan işçinin olaydan sora verdiği ibranameyi tümden geçerli kabul etmenin doğru olmadığı, ödemenin miktarla sınırlı olarak bağlayıcılığının bulunduğu, ödemenin yapıldığı tarihteki hesaplanan tazminat ve ödenen miktar arasında açık oransızlık olduğu durumlarda ödemenin makbuz hükmünde kabul edilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince maddi tazminat taleplerine ilişkin inceleme ve araştırma yapılıp bilirkişi raporu alınarak yapılan ödeme karşılaştırılarak karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dosya içeriğine göre iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin açılan davanın yargılaması sırasında, davalı .. Teknik Makine A.Ş tarafından dosyaya sunulan ibraname ve sulh protokolü başlıklı belgede, Ereğli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/481 Esas sayılı dosyasında maddi-manevi tazminat ve fer'ileri, yargılama gideri, vekalet ücreti dahil toplam 241.386,02 TL’nin .. Sigorta A.Ş tarafından davacıya ödeneceği, bu miktarın ödenmesi halinde davacının dava konusuna ilişkin .. Teknik Makine A.Ş, ... Havalandırma Tesisat Ltd. Şti. ve ihbar olunan .. Sigorta A.Ş ile varsa diğer sorumluları ibra ettiği, Ereğli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/481 Esas sayılı dosyasından feragat edildiği belirtilmiş, belgeyi davacı vekili imzalamıştır. Sözleşmede belirtilen bedelin tamamı, .. Sigorta A.Ş tarafından davacı vekili adına banka hesabına ödenmiştir. Ödeme sonrasında davacı vekili, zararın tamamen karşılanmadığı gerekçesi ile Mahkemeye feragat beyanı sunmamışsa da protokoldeki imza inkar edilmemiş ve davacı vekili protokolde, ödeme sonrasında tüm sorumlulara ilişkin davadan feragat edeceğini bildirmiştir. Bu nedenle, sulh nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi dosya içeriğine uygun bulunmuştur. Zira, protokol davacı vekili tarafından yargılamanın devamı sırasında imzalanmış, irade fesadı halleri ileri sürülüp ispatlanmamış, talep edilen manevi tazminat tutarına göre dava konusuna ilişkin yapılan ödemede oransızlık görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesinin hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir." şeklinde karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası sonucu sürekli iş göremez durumuna giren sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri, 2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16 ve 20. maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4. maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacı vekilince davalıya ait iş yerinde çalışmakta iken geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepli iş bu davasını açtığı yargılama aşamasında kusura ilişkin bilirkişi raporunun aldırıldığı, sürekli iş göremezlik oranına ilişkin ise kurumca %8,1 oranının belirlendiği davacı vekilince anılan orana itiraz edildiği, devamla celse arasında davalı .. Teknik firma vekilince sunulan davacı tarafça imza inkarına uğramayan 03.02.2022 tarihli adi yazılı şekilde düzenlenmiş olan ibraname ve sulh protokolü başlıklı belgede davacının 02.05.2014 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle görülmekte olan işbu davanın sigorta şirketine ihbarı üzerine kaza nedeniyle davacıya 130.000,00 TL maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin ödeme yapılacağı ödeme karşılığında ise davacının tüm sorumluları ibra etttiği, ödemenin yapılması halinde davacının mevcuttaki davasından da feragat edeceğine dair düzenleme içerdiği, ödeme dekontlarının sunulduğu, anılan belgenin sunulması üzerine Mahkemece sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 313. maddesinde; "Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, Mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir." şeklinde düzenleme mevcuttur. Yine aynı Kanun'un 315. maddesinde sulhun etkisi" Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Öte yandan, Türk hukukunda ibra sözleşmesi 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup, 132. maddede “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir” şeklinde kurala yer verilmiştir. İş ilişkisinde borcun ibra yoluyla sona ermesi ise anılan Kanun'un 420. maddesinde öngörülmüştür. Sözü edilen hükme göre işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması gerekir. Maddi tazminat için düzenlenen ibranamede bir bedele yer verilmesi halinde bu bedel ile ibranamenin düzenlendiği tarihteki verilere göre belirlenen zarar arasında açık bir oransızlık yoksa, sigortalı veya hak sahiplerinin iradelerinin de ibra yönünde oluştuğunun kabulü gerekir. İbranamedeki tutarın neredeyse tazminat borcunun tamamına yakın bir miktarı içermesi gerekir. Başka bir anlatımla, maddi tazminat alacağının tamamının bedelsiz olarak ibra edildiği savunması ile borçlunun ifaden kaçınması mümkün değildir. Ödenen bedel ile ödeme tarihi itibariyle hesaplanan zarar arasında açık oransızlık varsa, o zaman yapılan ödeme kısmi bir ifa olarak değerlendirilmeli ve ibra belgesi makbuz niteliğinde sayılmalıdır. Yargılamada geçerli bir ibranın varlığı saptanırsa bu ibraname müteselsil sorumluluğa borcun tamamını kapsadığından diğer müteselsil borçlularda ibra nedeniyle sorumluluktan kurtulurlar. Bu nedenle müteselsil borçlulardan birinin ibrasının diğer borçluları da kapsayıp kapsamayacağı problemi bu tür davalarda ortaya çıkmaz. Manevi tazminat yönünden, ibraname ile bir bedelin ödendiğinin anlaşılması halinde, manevi tazminat alacağının tamamen ibra edildiği kabul edilmelidir. Zira manevi tazminat, mahiyeti itibariyle bölünemez niteliktedir. Müteselsil borçlulardan birinin ibra edilmesi halinde, ibraname borcun tamamını karşılıyorsa, diğer borçlular da sorumluluktan kurtulurlar. Eğer kısmi ifa olarak kabul edilirse, diğer borçlular da ibra edilen miktar kadar borçtan kurtulurlar Müteselsil sorumlulardan birinin kendi kusur oranına düşen bedel karşılığı alacağı ibraname ile borcun bakiyesinden kurtulması mümkün değildir. Bu durumda kısmi ifa söz konusu olur. Zira, bu durum müteselsil sorumluluk kavramına uygun düşmez. Müteselsil sorumluların iç ilişkileri bakımından ise kısmi ifa niteliğindeki ibraname söz konusu olduğunda, ödemede bulunan sorumlu ödediği miktar kadar rücu borcundan kurtulur. Müteselsil borçlulardan birinin bedelsiz olarak ibra edilmesi diğer müteselsil borçluların bu borçluya rücu hakkını etkilemez. Somut olayda, Mahkemece davalı tarafça sunulan ibraname ve sulh protokolü başlıklı belge gereğince sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de sunulan protokol içeriği ve taraf iradeleri dikkate alındığında 6100 sayılı HMK'nın 313-315. maddelerinde sayılan şartları taşımadığı açıktır. Mahkemenin sulh hükümlerine göre karar vermesi hatalı olmuştur. Sunulan protokolde davacının ibra iradesi yer aldığına göre bu yönden inceleme yapıldığında ise maddi tazminata ilişkin özellikle kazadan sonra yapılan ödemenin davada en son hesaplanan tazminattan hangi kıstaslar nazara alınarak indirileceği konusu üzerinde durulmalıdır. Kural olarak işçiye yapılmış ödemenin bu miktar ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıldır. Gerçek anlamda ödemeden söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla, ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlığın bulunduğu durumlarda, yapılan ödeme makbuz niteliğinde kabul edilebilir. Bu durumda ödemenin yapıldığı tarih gözönünde tutularak davacının gerçek zararının uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanması suretiyle belirleneceği hukuksal gerçeği ortadadır. Oysa, yukarıda açıklandığı biçimde inceleme ve araştırma yapılmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. O halde Mahkemece yapılacak iş; davacıya yapılan 130.000,00 TL maddi tazminata ilişkin ödemenin yapıldığı tarihteki veriler esas alınarak gerçek zararı saptamak, böylece tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda ödemeleri “kısmi ifayı içeren makbuz” niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin; ödeme tarihindeki, gerçek zararın hangi oranda karşıladığını saptamak; son verilere göre hesaplanan tazminat miktarından, yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenecek gerçek zarardan davalı tarafın; ödeme yapılan tarihe göre zararını karşılandığı oranda indirim yapmak daha sonra kalan miktara hükmetmek gerekir. Açık oransızlığın bulunmadığının tespiti halinde ise davacının maddi tazminat talebinin reddi gerekmektedir. Manevi tazminat yönünden ise manevi tazminatın bölünemezliği ilkesi gereği manevi tazminatın önceki hüküm gibi reddine karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f1061d030f6bacab 4ef6d01a9caf45b9

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı